Erken çocukluk dönemi 0-6 yaş aralığını içine alan fiziksel, duygusal ve bilişsel anlamda gelişimin en hızlı olduğu yaşam evresidir. Bu dönemde çocukların kitap ile tanışması, onların gelişim basamaklarında hızla ilerlemelerine olanak sağlar.

Peki, nasıl?

Okuryazarlık, hemen hemen herkes için genellikle ilkokul sıraları ile özdeşleşmiş olan akademik bir beceri gibi kabul görüyor. Ancak bu durumun tam da böyle olmadığının üzerinde daha çok durulmaya başlandı. Her ne kadar okuma öğretimi ilkokul birinci sınıfta başlasa bile, okumaya temel oluşturan önkoşul beceriler çok daha erken yaşlarda kazanılıyor ve çocuklar okula; okuma öğretimine hazır bir şekilde başlıyorlar.

Özellikle son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız bir kavram olan “erken okuryazarlık”,  0-6 yaş döneminde kazanılan önkoşul bilgiler ve tutumlar olarak adlandırılıyor. Bu alanların gelişiminde de çocuk kitaplarının yeri kesinlikle yok sayılmamalı. Bu yüzden, bebeklik döneminden itibaren çocukların kitap ile vakit geçirmesi için fırsatlar yaratmak anlam kazanıyor.

Kitaplar aracılığıyla;

  • Sözcük haznesi gelişir.
  • Sesbilgisel farkındalık gelişir.
  • Neden-sonuç kurma eğilimi artar.
  • Hayal gücü gelişir.
  • Dikkat etme ve yönerge takip etme becerisi artar.

Böylelikle, çocuğun okuryazarlık için sahip olması gereken beceriler arka planda toplanmaya başlar. Kitaplar hayatımızdaki gizli kahramanlara benziyor. Sayfalarında yazan kelimelerden çok daha fazlasını içinde taşır. Zihnimizde çok basit olarak nitelendirilen ve “öğrenilebilir” bulunmayan birçok bilgiyi yine kitaplar aracılığıyla kazanırız. Bunlardan en etkileyicisi ise hiç şüphesiz dilimizdeki okuma yönümüz olabilir. Türkçe doğası gereği soldan sağa akan bir dil ailesinden. Küçük yaştan itibaren kitap okunan çocukların satırdaki kelimeleri daha iyi takip ettiği gözlemlenmiş. Hayatımızın içindeki birçok şeyin sayfaların arasına saklanması heyecan verici gözüküyor.

Ceyda YANAR
Uzman Psikolog